15/11/2008 · Kategori: Saglik
Kalp için mucize ilaç  
İngiliz ve İsveçli bilim adamları tarafından geliştirilen yeni bir kolesterol ilacı sayesinde, felç riski de sağlıklı kişilerde bile yüzde 44 düşüyor…
 Yeni nesil kolesterol ilacı olarak geliştirilen ve ABD’li bilim adamları tarafından test edilen Crestor isimli ilaç, yüksek kolesterol yüzündan kalp hastalığı riski taşıyan kişilerde kolesterolu düşürmek için kullanılan statinleri içeriyor. Ancak günlük olarak kullanılması öngörülen ilacın 18 bin kişi üzerinde yapılan testlerinde kolesterol sorunu olsun olmasın tüm insanlarda kalp hastalığı riskini ciddi oranda düşürdüğü belirlendi. İngiliz Daily Mail ve Daily Express gazetelerinin manşetten verdiği mucize ilaç, İsveçli ve İngiliz ilaç firması AstraZeneca tarafından geliştirildi.
İlaç damarları güçsüz hale getirerek kalp hastalığı ve felce neden olduğu tahmin edilen hsCRP proteini seviyesini düşürmeyi hedef alıyor. Düzenli kullanılması durumunda aylık masrafı 50 dolar civarında olan Crestor, kalp krizi riskini yüzde 54, kalp hastalığı riskini yüzde 44, felç riskini yüzde 48, hayatın bir döneminde bypass ya da anjio olma riskini yüzde 46 ve herhangi bir nedenden ölüm riskini de yüzde 20 oranında azaltabiliyor. Kötü kolesterol oranı ise yarı yarıya düşüyor. Bilim adamları ilacın yapılan testlerde beklenenden iki kat daha etkili olduğuna dikkat çekerken Crestor’un şimdiye dek üretilmiş en güçlü statin olduğunu iddia ediyor. Hatta ilaç, Glasgow Üniversitesi tarafından yürütülen ve 26 ülkeden 18 bin gönüllünün katıldığı testlerde o kadar büyük bir başarı gösterdi ki testler planlanandan yedi ay önce sonuçlandırıldı.
 
15/11/2008 · Kategori: Saglik

İSTANBUL (İHA)- Doç. Dr. Kani Gemici, ekonomik krizin kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsederek, “Ekonomik krizler mevcut olan kalp hastalıklarını tetikleyerek seyrini kötüleştirebilir. Ekonomik kriz, kişiye ağır bir kalp krizi yaşatarak hayatını kaybetmesine neden olabilir” dedi.

Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Kani Gemici, bütün krizlerin, kalp krizi üzerinde olumsuz etki yaptığını belirterek, “Ekonomik kriz dönemlerinde öncelikle kişide bir endişe oluşuyor. Bunu gelecek korkusu takip ediyor, yarınından emin olamayan insanlar büyük bir sorun ile karşı karşıya olduklarını düşünüyor ve içine kapanıyor. Güven bunalımı, insanların olaylara ve hayata karşı direncini kırmaktadır. Psikolojik bir varlık olan insanın olumsuz olaylardan en çok etkilenen organı da kalbidir. Ekonomik kriz ve bunun getirdiği endişe, korku kalbi olumsuz etkilemektedir” dedi.

Ekonomik krizlerin mevcut olan kalp hastalıklarını tetikleyerek seyrini kötüleştirebildiğini vurgulayan Gemici, “Belirtileri daha da alevlendirerek hastanın ağırlaşmasına neden olabilir. Hasta sonunda hastaneye yatırılmak zorunda da kalabilir. Gizli olan ya da o güne kadar gün yüzüne çıkmamış, belirti vermemiş ancak aslında var olan kalp hastalıklarının belirti verir hale gelmesi ve ortaya çıkmasına neden olabilir. Ayrıca kalp hastası olmayan ya da kalbinde hiçbir sorun bulunmayan kişiler de böyle yoğun zamanlarda kendilerini rahatsız ve huzursuz hissettiklerinde de kalpn hastası olduklarını düşünerek kardiyoloji kliniklerine başvurmaktadırlar” şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Kani Gemici, ekonomik krizin, kişiye ağır bir kalp krizi yaşatarak hayatını kaybetmesine neden olabildiğini ifade ederek, “Özellikle kalp sorunu olan kişilerin, düzenli ilaç kullanan kalp hastalarının ekonomik haberlerin çok fazla izlememelerini öneriyoruz. Televizyon karşısında bu tür ekonomik kriz haberlerini izlemek bir anda kalbin ritminin kötüleşmesine hatta ölümlere yol açabiliyor. ‘Kalbe inmek’ tabiri bu durum için çok doğru bir ifade. Çünkü bu tür durumlarda aşırı üzüntü ve gerginlik
nedeniyle ortaya çıkan inmeler, özellikle kalbi etkiliyor. Tabi ekonomik kriz ile ilgili öyle haberler yapılıyor ki, insanlar umutsuzluğa sürükleniyor. İnsanlara ümitsizlik veren bu haberler nedeniyle basına da çok büyük görevler düşüyor” açıklamasında bulundu.

Kalp hastalarının geleceği açısından ümit aşılayıcı yada çıkış yolu gösterici haberler yapılması gerektiğini anlatan Gemici, herhangi bir çıkış yolu göstermeyen haberlerin insanlara hiçbir faydası olmayacağını söyledi. Gemici, “Bunun yerine gerek basının, gerekse ekonomik anlamda adı olan sivil toplum kuruluşlarının tüm dünyada bir kriz olduğunu, bu krizin Türkiye’yi de etkileyeceğini, global ekonomiden tüm dünya ülkelerinin zarar görebileceğini anlatmaları ve girişimcilere yol gösterici alternatifler sunmaları daha doğru olacaktır. Ekonomik sıkıntının kişinin kalbine inmemesi mümkün değil. Örneğin; ev sahibiniz size bu ayın sonunda ‘evi boşalt’ diyor. Ne kadar zorlanacağınızı düşünün. Yeni bir ev, daha pahalı ve çok masraflı. Gerçekten ödemekte çok zorlandığınız borçlarınız var tam da o ay ekonomik kriz nedeniyle patron maaşınızdan büyük bir miktar kesileceğini söyledi. Büyük bir ekonomik sıkıntının içine girmek çok normal. Aynı şekilde patronlar için de sıkıntılı bir durum. Çünkü onlar da çalıştırdığı elemanlarını işten çıkarmaktan mutlu olmuyor. Çünkü ekonomik sıkıntılar yüzünden bünyesinde çalıştırdığı işçi sayısını azaltacak, işlerini küçültecek ve yatırımlarını durduracaktır. Bu da özellikle iş adamları için çok sıkıntılı bir süreçtir. Krizler, iş adamlarının kalbine indiriyor. Çünkü yük daha ağır ve onlar bu durumdan daha çok etkileniyorlar” diye konuştu.

“GÜZEL BİR ARKADAŞ ÇEVRESİ KALP KRİZİNİ ÖNLÜYOR”
Doç. Dr. Kani Gemici, birçok hastalığın kaynağının mutsuzluk olduğunu söyleyerek, “Bir insan mutlu ise sağlıklı olur çünkü organizma kendini tamir, telafi eder. Hastalık tolere edilebilir, kabul edilebilir, sürdürülebilir bir biçime gelir. Ama eğer organizmanın düzeni bozulur, direnci kırılırsa mevcut hastalık artık taşınamaz hale gelecektir. Hasta gecenin bir saatinde acil servise düşecektir. Ekonomik krizler sonucu borç batağına düşen, tüm düzeni bir anda bozulan ve emekleri boşa giden insanlar büyük bir üzüntü yaşıyor. Bu durum bir süre sonra tolere edilemeyecek hale gelince, hastalıklar, özellikle kalp hastalıkları beraberinde geliyor. Öncelikle kriz dönemlerinde bu ortamdan en az zararla çıkabilmek için savurganlığı önlemek “ayağını yorganına göre uzatmak” çok önemlidir. Giderleri azaltmak suretiyle verimliliği artırmak da kişinin ve şirketin, kurumun daha az zararla krizi atlatmasını sağlayabilir. Kişinin kendini güçlendirmesi, inancını koruması, geleceğe olan güvenini koruması, psikolojisini bozmaması, yarına umutla bakması sağlığı açısından çok önemlidir. Tersi bir davranış biçiminin hiçbir getirisi yoktur. Mümkün olduğu kadar insanın kendini toparlayarak, yeni alternatifler üretmesi de onu rahatlatacaktır. Özellikle böyle sıkıntılı ortamlarda insanın iyi bir çevresinin, iyi bir arkadaş grubunun olması çok önemlidir. Danışabileceği dostlarının olması, ziyaretler yapması, mümkün olduğu kadar yalnız kalmaması, kendisini destekleyenlerin olduğunu bilmesi onu büyük ölçüde rahatlatacaktır. Vücut direncinin artırılması için insanın kendi yaptığı işin dışında bir uğraş edinmesi çok önemlidir. İş stresinden uzaklaşmak için özellikle hafta sonlarını iyi bir arkadaş çevresi ile geçirmek, örneğin birlikte gidip ağaç dikmeleri, spor yapmaları onların üzerlerindeki negatif enerjiyi atmalarına yardımcı olacaktır. Eğer insan yalnız kalırsa, içine kapanırsa ve hep yalnız olduğunu sanırsa o zaman kalbi bu ağır yükü taşıyamayacak hale gelecektir. Medyada felaket edebiyatı haberleri yerine çözüm önerileri ya da çıkış yolları sunulması da bu tür ortamlarda rahatlatfceğini anlatmaları ve girişıcı bir etki yapacaktır” dedi.

15/11/2008 · Kategori: Saglik
Sigarayı bırakmak sizin elinizde  

Ey sigara içip de bırakmak isteyenler… duyduk duymadık demeyin. Medyada yer alan haberlere göre, Amerika‘ da 4 bin kişi üzerinde denenen yeni bir sigara bıraktırma ilacı bir süre önce Türkiye’ de de satışa çıktı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, Mynet okurları için yazdı. 

‘Varenicline’ içeren bu ilaç nikotin üzerinden etkili. Varenicline beyinde bulunan nikotin reseptörlerine bağlanarak etki gösteriyor. Böylece hem nikotin eksikliğinde ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin ve hem de nikotin ihtiyacının azalması sigarayı bırakmayı kolaylaştırıyor.

Sigarayı bırakmada başvurulan yöntemlerin birçoğu nikotin ile ilgili. Nikotin bantları… nikotin sakızları veya geçtiğimiz aylarda ülkemizde yasaklanan elektronik sigaralar vücuttaki nikotin eksikliğini ortadan kaldırıp tiryakinin sigara içme isteğini azaltmayı amaçlayan yöntemler.
Çünkü, sigara bağımlılığının esas sebebi ‘nikotin’. Bir kere sigaraya alışan bir kimse belirli bir süre sonra tıpkı alkolikler veya eroinmanlar gibi sigara içmeden duramaz hâle geliyor; bir başka deyişle ‘nikotin bağımlısı’ oluyor.

Bu kişiler isteseler de sigarayı bırakamıyorlar, çünkü sigara içmedikleri takdirde ‘nikotin yoksunluğu’ yüzünden dünyaları allak bullak oluyor. Sonunda bunların ya kendileri tekrar sigaraya sarılmak zorunda kalıyorlar ya da karıları…çocukları… çevreleri… ‘Aman n’ olur sen tekrar sigaraya başla, yoksa elinden bir kaza çıkacak’ diye adamı zorla tekrar sigaraya başlatıyorlar.

İlk sonuçlar olumlu, ama…
Varenicline bugüne kadar altı klinik araştırmada 4 bine yakın kişi üzerinde denenmiş. Elde edilen ilk sonuçlar umut verici. Araştırmalara göre ilaç kısa sürede etkisini göstermeye başlıyor. Meselâ, 12 hafta süreyle bu ilacı kullananların yüzde 65′ i sigarayı bırakmayı başarıyor.
Ama burada asıl önemli olan nokta, ilacı bıraktıktan sonra tekrar sigaraya başlanıp başlanılmaması. Bu araştırmalarda, bir yıl sonra tedavi görenlerin yüzde 44′ ünün sigara içmedikleri görülmüş ki, bu da fena bir sonuç değil. Çünkü, diğer sigara bırakma yöntemlerinde bir daha hiç sigara içmeme oranları nereyse bunun yarısı kadar, hatta daha bile az.

Yeni ilaca güvenelim mi
Ben yeni ilaçlardan… hele de reklâm kampanyaları ile şişirilen ilaçlardan çok ‘korkarım’. Gerçi, bu yeni ilacın teorik olarak etki mekanizması mâkûl ve mantıklı. Ancak,  her zaman teoride iyi veya doğru olan şey pratikte öyle olmayabiliyor. Bu bir.
İkincisi ürünü çıkaran firmanın mali desteği ile yapılan çalışmalara körü körüne güvenmek doğru değil. Bunların sonuçlarına her zaman ihtiyatla yaklaşmak gerekiyor, çünkü bu tür çalışmalarda bir taraftan ilacın etkinliği abartılırken, diğer taraftan da yan etkileri görmezden gelinebiliyor.

Ucuz da değil ki
Bu ilaç ucuz da değil. Üç aylık tedavi maliyetinin 400 lira olduğu yazıyor gazetelerde. Belli ki, tiryakinin sigaraya verdiği paraya göz dikilmiş. ‘Madem ki kendini zehirlemeye bu kadar para veriyor, onu biz alalım’ demiş olmalılar. Eh, bence pek haksız da değiller. Adamın tüm parasına el koyunca sigara alamaması da bir yöntem aslında. Sigara tiryakileri böyle müthiş bir enseye sahip oldukları müddetçe hem sigara üreticilerinden hem sigarayı bıraktırma sektöründen daha çok tokat yiyecekler.

Ölümcül yan etkileri de var !
Bir ilacın 4 bin kişi üzerinde denenmiş olması yaygın kullanım için asla yeterli değil. Böyle birkaç bin kişi üzerinde denenip de ‘mükemmel oldukları belirlenen nice ilaç’ piyasaya çıktıktan bir süre sonra ya umulduğu kadar etkili olmadıkları veya ciddi yan etkileri yüzünden toplatıldı.
Yeni ilaçların yan etkileri ancak yaygın kullanımda ortaya çıkıyor. Varenicline’ nin de bulantı, kusma, baş ağrısı, uykusuzluk, şişkinlik ve gaz, kâbus görme ve tat alma bozukluğu gibi yan etkileri olduğu ve bu yüzden de ilacı kullananların yüzde 10′ unda tedavinin kesilmesi gerektiği zaten biliniyordu.
Kullanımı yaygınlaştıkça ilacın ciddi görme ve kalp ritim bozukluklarına, havale ve kas spazmlarına, bayılmalara, şeker hastalığına ve hatta ölümlere de sebep olabileceği ileri sürülmeye başlandı.

2007 yılında prospektüsüne intihar eğilimi, depresyon ve ajitasyon gibi ciddi psikiyatrik yan etkilere yol açabileceği uyarısı eklendi. Bu ilacı kullananların baygınlık ve şuur kaybı yüzünden ciddi kazalara karışabilecekleri ortaya çıkamaya başladı ve araba veya bir makine kullananların çok dikkatli olmaları gerektiği bildirildi. Amerika’ da pilotların, kamyon şoförlerinin varenicline kullanmaları yasaklandı.
Geçen gün Institute for Safe Medication Practices isimli kuruluşun yayınladığı bir rapor bu konudaki endişelerin ne kadar yerinde olduğunu bir kere daha ortaya koydu. Bu rapora göre 2008 yılının ilk üç ayında Amerika’ da varenicline kullanımı ile ilgili 50 tanesi ölümle sonuçlanan 1001 ciddi reaksiyon bildirilmiş. Bu rakamın en çok satılan on ilaçla ilgili yan etkilerin toplamından daha fazla olduğunu da ekleyelim de fazla söze gerek kalmasın.

Gelelim neticeye
Tiryakiler, sigarayı bırakmanın birinci şartının ‘sigarayı kafanızda bitirmek’ olduğunu unutmayın, sigaraya yenilmeyin. Sigarayı bırakmak sizin elinizde. Sigara sizi bırakmadan siz onu bırakmaya bakın.

30/6/2008 · Kategori: Saglik
Hiçbirimiz boşuna yaratılmadık ve hiçbir şey , hiçbir olay tesadüf değil.Bir an için bu koşuşturmaya ara verin ve geriye doğru yaslanıp düşünün : Niçin yaratıldınız ?Neden şimdi ve neden bu gezegene gönderildiniz ? Diye başlıyor Ender Saraç web sitesine gitmek için tıklayınız.
30/6/2008 · Kategori: Saglik

« Önceki ::